Haftanın Kitapları: 07.12.2012

Açık Dergi
-
Aa
+
a
a
a

Michael Freeman

Fotoğrafçının Zihni

çev. Seda Çıngay

Remzi Kitabevi, 2012, büyük boy, 192 s.

Michael Freeman, fotoğrafçılığı farklı yönlerden ele alan çok sayıda kitabın yazarı olarak iyi bilinen bir isim aslında. Kaleme aldıkları arasında Fotoğrafçının Gözü ve onun devamı niteliğindeki Fotoğrafçının Zihni isimli çalışmasının ise diğerlerinin bir adım ilerisinde olduğu söylenebilir. (Türkçede devamı da gelecek umarız.) Fotoğrafçının Gözü geçen sene yayımlandığında burada tanıtmıştık. Hatırlatmak gerekirse; Fotoğrafçının Gözü, daha başarılı dijital fotoğraflar elde etmek isteyenler için kompozisyon ve tasarım yöntemlerini ele alıyordu. Bir fotoğraf kitabının olması gerektiği gibi özel bir tasarımla yayımlanmıştı; büyük boy, renkli ve bol görsel malzemeyle... Benzer yapıda yayımlanmış Fotoğrafçının Zihni de.

Dijital fotoğraflarda esneklik belki daha fazla, ama elbette bunların da bir yöntemi var; işte Freeman’ın çalışmaları bu aşamada devreye giriyor. Fotoğrafçının Zihni’nde Freeman, özellikle fotoğrafın yaratılma sürecinde odaklanmış. “Herhangi bir fotoğrafın kaynağı fotoğraf makinesi değildir, hatta vizörden görünen sahne bile değildir – kaynak, fotoğrafçının zihnindedir. Zihin, bir görüntünün, hafıza kartına kaydedilmesinden ya da filmin üzerine basılmasından önce yaratıldığı yerdir.”

Onur Bilge Kula

Almanya’da Türk Kültürü

çev. Aytekin Keskin

İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2012, büyük boy, 380 s.

Kitabın kapağında kullanılan fotoğraf, Ayşe Erkmen’in bir çalışmasını gösteriyor; Berlin’de, Türklerin yoğunluklu olarak yerleştiği Kreuzberg’de yer alıyor “Am Haus” (Evin Üstünde) isimli bu çalışma. Almanya’daki Türk kültüründen söz edilecekse eğer, Berlin buna yalnızca bir örnektir ama elbette Berlin örneği Almanya geneline rahatlıkla uyarlanabilir; özellikle de 80’li yılları odağa almışsak.

Onur Bilge Kula’yı da Berlin’le ilişkilendirebiliyoruz ama elimizdeki çalışmasında Berlin’le sınırlı kalmamış; çok-kültürlülük ve kültürlerarası eğitim bağlamında kurulmuş Almanya’da Türk Kültürü’nün yapısı. Onur Bilge Kula’nın bu doktora çalışması “Almanya’daki Türk Göçmen Kültürünün Bileşeni Olarak Türk Kültürü”, ”Almanya’da Türk Göçmen Kültürünü Biçimlendiren Toplumsal Koşullar”, “Göçmen Çocuklarla İlgili Eğitim-Öğretim Politikası” gibi bölümlerden oluşuyor.

 

Jheni Osman

Dünyayı Değiştiren 100 Fikir

çev. Orhan Düz

Kolektif Kitap, 2012, büyük boy, 398 s.

“Odun saplı modern baltayla karıştırılmaması gereken el baltası, eti kesmek için keskin bir ağzı olsun diye çakmaktaşı gibi taşlardan yontulmuştu. Aşağı ve orta Paleolitik çağın tipik aleti olan bu baltanın geçmişi 1,5 milyon yıl öncesine dayanır ve tarihte en uzun kullanılan alettir.” El baltasının yanına örneğin tekerleği de ekleyebiliriz. İnsanoğlunun “emekleme” dönemine denk gelen bu ve benzeri aletlerin kökenine bir çırpıda inemeyiz belki ama cep telefonuyla ilk konuşmanın yapıldığı zamanı hatırlayabiliriz. Yine de hangi aletin, icadın, keşfin, kuramın en büyük fikir olduğunu kestirmek güç. Dünyayı Değiştiren 100 Fikir kitabının başlangıç noktasında da bu soru yer alıyor: “Bu kitabı yazarken dünyayı değiştiren en büyük fikrin ne olduğunu  kendi kendime sordum. Örnek olarak verilebilecek çok sayıda inanılmaz keşif ve dahiyane icat var, ama kim nasıl karar verebilir ki?” Uzay yolculuğunu büyük fikir olarak, Ay’a inmeyi de tarihteki en unutulmaz an olarak seçmiş kitabın yazarı ama belli alanlara ayırarak (doğal dünya, kimya, tıp, psikoloji, teknoloji) hazırladığı kitabında uzmanlara danışmayı, hatta onlara söz vermeyi tercih etmiş. “Bu kitabı okuduktan sonra dünyayı değiştiren en büyük fikrin ne olduğuna siz karar verin!” diye yazıyor arka kapakta…

Cenk Gündoğdu

Issız

Kırmızı Kedi Yayınevi, 2012, 63 s.

Cenk Gündoğdu, 2001 yılında kurduğu Üç Nokta edebiyat dergisinin editörlüğünü sürdürüyor; 2005 yılından beri de Şiir Defteri’ni (Şeref Bilsel ile) hazırlıyor. Çeşitli dergi ve kitaplarda şiir, düzyazı ve söyleşileriyle tanıdığımız Cenk Gündoğdu’nun geçen yıl içinde de kaleme aldığı ilk oyununu okumuştuk (Radyonun İçindekiler, İkaros Yayınları). Şimdilerde de ilk şiir kitabı yayımlanmış oldu. “bir gün aşk da unutulur/ bir gün sular kurur,/ içdefterimdeki güller gibi, neşeyle/ açıklanmaz ölüm/ unutulur insan bir evde bir başına/ eşyayla susar hatırayla konuşur/ yalnızlıkla kalkar dünyaya/ bırakıp gider sabah büyük ıssızla/ o gün büyüdünüz denir ve/ çocukluk kalır o yerde.”

Nurduran Duman

Mi Bemol

Noktürn Yayınları, 2012, 58 s.

Mi Bemol, Nurduran Duman’ın ikinci şiir kitabı. İlk şiir kitabı olan Yenilgi Oyunu, 2006 yılında Komşu Yayınları’ndan çıkmıştı. Zaten “Yenilgi Oyunu” adlı dosyasıyla Nurduran Duman, 2005 yılı Cemal Süreya Şiir Ödülleri’nde Jüri Özel Ödülüne değer bulunmuştu.

Mi Bemol için Haydar Ergülen bir arka kapak yazısı kaleme almış. “Şaşırtıcı, sevinçli, sesli, ahenkli, içten renkli şiirler bunlar,” diye nitelendirmiş Ergülen, Duman’ın elimizdeki kitapta bir araya getirdiği şiirlerini. Bir örnek: “Açılsam dünyaya. Gülüşe. Alkışa./ Şiir söylesem. Uzatsam dilimi uzak ülkelere/ beyaz adam kim zımparalasam kalbini// Bir dursa beynimin dişlileri. Fırçalasam./ Sen aklımdan çıkıp gitsen. Kendiliğinden./ aklın var. Ayakların. Bir yerde bıraksan.// Defterce düşsem uzun düşlemesem üstüne/ düşünemez olsam kedi nerede merak ne/ Sen. hatırdan gönülden çeksen gitsen.”